,
adana escort
,
NİYAZİ BİLİR
niyazibilir@bilirmatbaa.com.tr
Tarih 01.12.2017
Hit 236
Etiketler
İceriğe
ODAKLAN

NİYAZİ BİLİR


Sistemsiz ve Sanayisiz büyüme nereye kadar?



Dostlar; Beni tanıyanlarınız bilir, 19 yaşından beri kendi işimi yapıyorum, yani ticarete 1997 yılında başladım, yalnızca 1998-1999 yılları arasında askerlik görevim dolayısıyla ara verdim. Eğrisiyle doğrusuyla 18 yıldır aralıksız ticaret yapıyorum. Yıllar bana çok şey öğretti. Birçok Avrupa ülkesini ve Çin'in bir bölgesini ziyaret etme olanağı buldum. Gezdiğim yerlere bir imalatçı ve tüccar gözüyle baktım. Yeri geldiğinde kıyaslamalar yaptım.

Ne yazık ki ülkemizde cumhuriyetin ilk yıllarında olduğu gibi bir sanayileşme hamlesi yapılmadı. Yeni kurulan cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan sanayileşme hamlesi ülkenin var olmasına sebep olmuş, ülkenin istihdam kapılarını açmış ve yeni Türkiye'nin temellerini olabildiğince sağlamlaştırmıştır.

 

Bu fabrikalardan bazıları; İzmit Kağıt ve Selüloz Tesisleri, Gemlik Suni İpek Fabrikası, Isparta Gülyağı Fabrikası, İzmit Kibrit Asidi Fabrikası, Zonguldak Seramik Fabrikası, Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası, Çimento Fabrikası, Karabük Demir Çelik Kombinası, Keçiborlu Tesisleri, Bakırköy Pamuklu Dokuma Fabrikası, Kayseri Pamuklu Dokuma Fabrikası, Nazilli Pamuklu Dokuma Fabrikası, Malatya İplik ve Dokuma Fabrikası, Iğdır İplik Fabrikası, Bursa Merinos Mensucat Fabrikası, Kastamonu Kendir Sanayi Fabrikası'dır.

 

90'lı yıllardan itibaren ülkemizde bir özelleştirme furyası başladı, devlet zarar eden fabrikaları elden çıkarmaya başladı, nasıl bir satıştı bu bilmiyorum  tabi ama fabrikayı alan bazı iş adamları fabrikaları işletmek yerine arazisini değerlendirip fabrikanın yerine inşaatlar, Avm'ler gibi farklı binalar kondurmaya başladı. Dolayısıyla ülkemiz daha fazla katma değer ve istihdam yaratması arzusuyla yapılan özelleştirmeler tam tersi bir durum oluşturmaya başladı.

 

Bizim fabrikalarımızda üretmemiz gereken ürünleri dışardan ithal eder duruma düştük, iç talebi fazlasıyla karşılayacak ürünleri üretmek yerine ithal ettik ve ithal etmeye devam ediyoruz.

 

Özellikle son 15 yılda hükümet inşaat inşaat diye tutturup inşaat sektörünün daha iyi olması için çaba harcandı, hatta bir çok İl’de imar m2 ve kat sayılarını artırarak dikine yapılaşma şehir trafiklerini keşmekeş haline getirdi, daha çok satılabilmesi için KDV kolaylıkları getirildi, yabancıya satışlar kolaylaştırıldı, cazip kredi oranları oluşturuldu.

 

Peki kalıcı istihdamın en önemli aktörleri olan sanayici ve kobiler için ne yapıldı?

Sanayinin gelişmesi, yeni fabrikaların kurulması ile gerçek ve sürdürülebilir büyüme sağlanması gerekirken bir kısım sanayici ve kobi işini geliştirmeyi bırakarak daha karlı olan inşaat sektörüne geçiş yaptı. Bu durum neyi getirdi yıllar içinde bina stoğunu talebin üzerine çıkardı, yapılan daireler satılamaz hale geldi. Ama sanayici ve kobiler için atılması gereken adımlar atılmadı. İş dünyası bürokrasi sarmalından bir türlü kurtarılamadı.

 

 

Üzülerek ifade ediyorum ülkemizde ne yazık ki doğru düzgün bir rekabet sistemi, doğru düzgün ticaret sistemi, doğru düzgün ticari hukuk sistemi yok!

 

İş veren ve işçi arasında kıdem tazminatı problemi bir türlü çözülemiyor, madem kıdem tazminatı fonu oluşturulamıyor. Çalışan işçi bir gün bile çalışsa, kendi isteği ile veya işverenin isteği ile ayrılsa kıdem tazminatı almaya hak kazanır diye bir yasa maddesi oluşturmak zor mu?

 

Sistem öyle düzgün işlemeli ki, İşçi işveren arasında problem oluşmasına müsaade etmemeli.

 

Kayıt dışıyla mücadele adı altında işçi işveren arasında şikayet etme üzerine kamu spotu reklamları hazırlamışlar.

“Şöyle diyor kamu spotunda sigortasız çalışma şikayet et hakkını ara” Radyoda sürekli dönmeye devam ediyor, televizyonda rastlamadım. Kamu spotları çok yararlı bazen amacının dışında anlamlar içerse de bazı şeylerin düzelmesi açısından çok gerekli. Ama devlet rekabet sistemini daha düzgün hale getirse, denetimleri tüm tabana yaysa, bürokratik oligarşiye son verse. Merdiven altı işletmeleri ve kayıt dışı işletmeleri denetimle sistemin dışına atsa. İş güvenliği standartlarının iyi uygulanmasını sağlasa, iş güvenliği hizmeti almayan işletmeleri kapatsa, çalışan üzerinde ki vergi dilimlerini düşürse böyle bir kamu spotuna gerek kalır mı sizce?

 

Eyvallah içinde bulunduğumuz durum ve sıkıntılı bir süreçten geçen dış politikamız iç siyaseti belirliyor. ama  ülkemizde biran düzenlenmesi gereken birçok mesele var. Yukarıda belirttiklerim bunlardan sadece birkaç tanesi.

 

Bana göre yapılması gereklenler?

Cumuhurbaşkanlığı veya başbakanlık tarafından oluşturulacak bir ekibin ülkenin büyümesi ile ortaya çıkan problemlere çözüm üretmeye yönelik çalışmalar yapması gerekmektedir.

 

Son yıllarda sıkça hepinizin aşina olduğu bir cümle var (AR-GE) araştırma geliştirme. Hükümet çeşitli dönmelerde özel sektörde yapılacak AR-GE çalışmalarına destek paketleri açıklıyor. Ülkemiz açısından çok güzel uygulamalar. Fakat benim ifade etmek istediğim devlet otoritesi içince iyi işlemeyen sistemler, günümüz şartlarına uyum sağlamayan uygulamalar, hazırlanması gereken yasal mevzuatlar, iş dünyasının ve insan hayatını kolaylaştıracak düzenlemelerle ilgili de AR-GE çalışmalarının yapılması gerektiği.

 

Dış politika da ülkemiz bir yola girdi, inşallah bu süreçten bizim için çıkılabilecek en avantajlı şekilde çıkmayı başarırız.

Tabi hayat devam ediyor, dış siyasetin aksiyonuna kapılıp içerde ki yapılması gereken reformlar atlanılmamalı, benim gözlemlediğim atlanıyor ve el atılmıyor, seçim odaklı yapılan uygulamalar bizi adım ileriye götürmez. Aksine çok geriye de götürebilir.

 

Dün gazetede bir röportaj gördüm, özel bir üniversite sahibi yapacağı yatırımlardan bahsediyordu, söz konusu üniversite sahibi daha önce sahip olduğu hastaneler zincirinde benim şirketimle beraber belki de yüzlerce şirketin parasını ödememişti. Üzerinden uzun yıllarda geçmedi beş altı yıl önce. Bu zat şimdi yapacağı yatırımlardan bahsediyor.

 

Bir şirketi batıran işadamı, devlete veya mal hizmet aldığı firmalara borcunu ödemeden Avrupa’nın herhangi bir ülkesinde başka bir şirketi kurup yönetebilir mi? Kişisel olarak iflası istenir ve sigorta mevduat fonuna benzer bir fon devreye girer, sistem düzgün işlediği için mal kaçırma gibi işlemler o kadar kolayda değildir.

 

Daha önce de bir çok defa belirttim, işletmelere birkaç sene evvel zorunlu kılınan iş güvenliği hizmeti alma yükümlülüğü çok yerinde bir uygulama, özellikle iş güvenliği açısından teklikeli sınıfa giren işletmelere dikkatli ve iş güvenliği öncelikli eğitimlerin verilmesi, periyodik kontrol ve denetimlerin yapılması çok fazla iş kazası olan ülkemiz açısından son derece olumlu. Ancak bir iş güvenliği uzmanın denetlemek zorunda olduğu konular ile belediye ruhsatına tabi olan konular bire bir örtüşüyor. Peki yasa hala işletmelere belediye çalışma ruhsatı almayı neden zorunlu kılıyor? Varsa iş güvenliği uzmanı yetkisi dışında olan konular onları da iş güvenliği uzmanın denetimi altına alalım, sadece harç yatırması karşılığında alınan çalışma ruhsatını ortadan kaldıralım. Veya benim bilmediğim farklı bir kontrol mantığı varsa belediyelerin işletmeleri ayağına çağırması değil de, belediye kontrolörlerinin firmaları ziyaret ederek ruhsat işlemlerinin tamamlanmasını sağlayalım.

 

Ülkemiz bürokrasiden şikayet ederek yıllarını harcadı. bu bürokrasi kılıcı kobi ve sanayicinin ensesinden kalkmalı. Gittiğim birçok kamu kurumunda milletine güven duymayan memur ve müdürlere laf anlatmaya çalışmakla zamanımı tükettim. Bu durum milletini ve ülkesini seven bir fert olarak fevkalade üzüyor.

 

İşletmelerde ara eleman ve mesleki alanlarda çalışacak usta bulunamıyor ayrıca yetişmiyor, bu eğitim ve rekabet sistemiyle yetişmesi de mümkün değil.

Birkaç yıl sonra imalat sanayide eleman bulmak çok daha zor olacak.

 

Peki neden eleman yetişmiyor?

 

Bunun birinci sebebi çırak seçtiği meslekte usta olması halinde ne kadar maaş alacağını sorguluyor ve ulaşacağı kazanç tutarı onu tatmin etmiyor.

Çünkü en düşük memur maaşının 3000 tl civarına ulaştığı ülkemizde yıllarını mesleğine vermiş çok az usta 3000 tl üzerinde maaş alıyor bu durum yeni eleman yetişmesini zorlaştırıyor ve gençlerin memur olmak için devletin kapısında sıraya girmesine sebep oluyor.

 

Ve bunun için KPSS kurslarına gidip biraz ders çalışmak yetiyor. Sınavı kazanması halinde geriye atanmak kalıyor. Sonra kimse o memurun doğru düzgün hizmet verip vermediğine bakmıyor. Düşük performans gösteriyorsa işten atamıyor. Ancak torpili yoksa yeri değiştirebiliyor.

 

Sorun nasıl çözülür?

Devlet memurlarına yüksek maaşlar veriliyor demiyorum yeter ki çene çalmak ve çay kahve içip dedikodu yapmak için oraları işgal etmesinler. özel sektöre doğru düzgün bir rekabet sistemi oluşturulsun diyorum, merdiven altı ve kaçak, kayıt dışı çalışan işletmeler iyi denetlensin çalışmasına müsade edilmesin, bürokrasi azaltılsın, kamu personelinin performans ölçümü bağımsız bir sistem dahilin de yapılsın. Firma kurup batıran kişilere tekrar işletme açma ve yönetme hakkı en az 10 yıl verilmesin, sonra ise piyasaya ve devlete olan borcunu ödemesi şartıyla izin verilsin.

 

Borçlar kanununda bir şirketin devlete olan vergi borcu için şirket ortaklarının kişisel mal varlığına haciz işlemi yapılabilirken, piyasada herhangi bir şirkete veya şahsa olan borcu için yaptırım uygulanamıyor. Bu devletçi yapıdan milletçi bir yapıya geçilsin, neticede devleti teşekkül eden millettir.

 

Yukarıda belirttiğim aksaklıkların düzeltilmesi ve düzgün rekabet sistemi oluşturulması halinde mesleki ve sanayi işletmelerinde çalışanlar da en az memur maaşları kadar kazanca ulaşır ve gençler memur olmak için devletin kapısında kuyruk olmaz. Devlet daha nitelikli olanları kadrolara alır, bu şekilde hizmet kalitesi de artabilir.

 

Kayıt dışı çalışan işletmeler sıkı denetim olursa kapanmak durumunda kalır bu durum işsizliği körüklemek gibi görünse de kayıt içi ve sistemli çalışan işletmelerin daha çok iş yapmasına ve karlılığının artmasına yol açar, dolasıyla çalışanı da daha iyi kazanca ulaşır ve firmalar çalışan sayısını artırır.

 

Sevgi, saygı ve muhabbetle...

 

 




1998 - 2017 © Görele Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz yazı, resim, videolar alınamaz. İçerik ekleyenlerin yazıları kendi sorumluluğundadır.
Görele bu sorunluluğu yüklenmez.

Görele.gen.tr'yi Ana Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle