,
adana escort
,
ATIF HÜSEYİN
atıfhuseyin@gmail.com
Tarih 03.10.2016
Hit 5516
Etiketler
İceriğe
ODAKLAN

ATIF HÜSEYİN


Hemşericilikten, Milletin ferdi olmaya…



Bilmem Görele’de hala hayal kurabilen insanlar var mı?

Yılmaz Hoca’nın isabetli analizleri sonucu gördük ki; 15 Temmuz genelde milleti özgürleştirriken kimi alt kimlikleri de revize etmeye, tahkim etmeye ya da yeniden tanımlamaya imkan hazırlamıştır.

Diyordu ki Yılmaz Hoca; “Hani geçen toplantıda en çok şikayetçi olduğumuz husus vardı ya; ‘niçin bizde çevremizdeki illerin insanları gibi birbirimizi daha fazla gözetip desteklemiyoruz?’ Yani; yeterince hemşericilik (bir anlamda mikro-milliyetçilik) yapmıyor/yapamıyoruz diye dertleniyorduk.

Ama 15 Temmuz gecesi bize gösterdi ki, aslolan dar anlamda milliyetçilik değil millet olmaktır, milletin bir ferdi olmaktır.

Bu bağlamda biz Göreleliler, gerek 15 Temmuz gecesi, gerek 15 Temmuz’dan sonraki nöbet geceleri, gerekse başkaca faaliyetlerde gösterdiğimiz duruş ve yaptığımız faaliyetlerle, bütün Türkiyelilerle birlikte bir bütün olmayı başarabildik, halkların millet oluşumu sürecine katkıda bulunabildik, milletin vazgeçilmez bir ferdi olabileceğimizi ortaya koyduk.

Bu ise, dertlenilecek değil, övünülecek bir husustur…”

2

Tolga, belediye başkanı seçildiği günden itibaren çok istediği, Görele dışında yaşayan yetişmiş Görelilerle diyalog kurma işini nihayet geçtiğimiz Ramazan Bayramı’nda gerçekleştirmişti.

Kurban Bayramı’nda da yineledi bu bir araya gelme/getirme işini.

Bayramlaşma, tanışma ve tanışık olmanın ötesinde iş ve imkanlarında konuşulduğu bu toplantılarda, bu sefer ağırlık güncelliği nedeniyle Güzel Sanatlar Fakültesi idi.

Yeni rektör seçimi/atanmasından sonra Rektör ile Dekan’ın birlikte çalışma şartları ortadan kalkmış. Yeniden dekan olamayan mevcut arkadaş kendince Rektör’ü zor durumda bırakmak için diğer öğretim üyelerini de istifaya zorlamış.

Dert şu: Eğer bu gerçekleşir ise, fakültede eğitim aksayabilir. Çünkü güzel sanatlar konusunda öğretim üyesi bulmak her zaman zor.

3

O toplantıda da gündeme geldi, niçin başka bir bölüm değil de öğretim üyesi bulmanın her zaman zor olduğu Güzel Sanatlar Fakültesi kuruldu bu ilçeye… diye.

Orada bulunanları aydınlatmak adına, bu tercihin nasıl ve niçin olduğuna dair açıklamamızı diğer ilgililerinde haberdar olması için buraya almak istedim.

“Güzel sanatlar fakültesi bir anlamda benim kişisel tercihimdi. Bu yönde yaptığım teklif o süreçte birlikte hareket ettiğimiz diğer arkadaşlarca da paylaşılınca bu husus ilçe olarak genel istek haline dönüştü.

Aslında bu sürecin çok zor ilerleyeceğini ta baştan biliyorduk.

Bu çerçevede görüştüğümüz her merci, bizim teklifimizi duyar duymaz en hafifinden dudağına küçümseyici bir gülümseme yerleşmesini engelleyemiyordu. Açıkça da söylüyorlardı; ‘Nice büyük şehir üniversitelerinde bile yokken, yeni kurulacak bir üniversite bünyesinde, bir ilçede Güzel Sanatlar Fakültesi kurulması istemek neyin nesi’ diye.

Dayandığımız iki ana damarı tüm yetkililere anlattık arkadaşlarımızla, elimizden geldiği kadarıyla.

Hamit Görele’den başlayıp, Bedri Rahmi Eyüpoğlu’nu anıp, Burhan Temel’e kadar uzanan çizgi üzerinden resim damarını anlattık.

İkinci damarımız ise müzikti. Burada işimiz daha kolay oldu. Karaman’dan, Piçoğlu Osman ve Durkaya’ya; oradan Mehmet Sırrı Öztürk ve Katip Şadi’ye uzanan gelenek içinde Karadeniz kemençesinin anavatanının Görele olduğunu ortaya koyunca, müziğin diğer alanlarında yetiştirdiğimiz değerleri sahaya sürmeye ihtiyaç bile kalmadı.

Yani; bu toprakların dağında, deresinde, çarşısında, köyünde müzikten ve resimden beslenen bir sanat yeteneği, sevgisi ve icrası söz konusuydu.

Bu hususları muhataplarımıza (Rektör, YÖK, MEB) yeterince anlatabilmiştik ki karar gerçekleşti ve Giresun Üniversitesi bünyesinde Görele’de bir Güzel Sanatlar Fakültesi kurulmasına karar verildi.

İşimizin zor olduğunu biliyoruz dedik.

Fakültenin resmi olarak kurulmuş olmasının onun fiili olarak gerçekleşmesi anlamına gelmediğinin farkındaydık.

Biz bir hayal kurmuştuk.

Bir hayalin peşinde yola çıktık.

Zordu ama bir de tutarsa, bu toprakların kılcal damarlarında var olan sanat duygusu ve yeteneği ile okulu, resmi eğitimi birleştirebilir isek, bir zaman sonra burada sanat adına bir çekim merkezi oluşabilir diye düşündük.

Hayal ettik ve dedik ki; Gelenek ve yeni anlayışlar anlaşıp, bütünleşebilirse, ülkenin tanınmış ressamları, müzik adamları kısa süreli atölye çalışmaları şeklinde olsa da burada ders yapmak isteyebilirler. Burada yeni arayışlara kapı aralayabilirler. Bir zaman sonra burası Türkiye’nin en yetenekli çocuklarının tercih ettiği bir okul haline gelebilir.

Şimdi de diyoruz ki; biz bir hayalin peşinden yola çıktık, ama kurduğumuz bir hayal peşinde yürümemişte, bir rüya görmüş olabiliriz. Uyandık ve rüya bitti diyebiliriz.

15 Temmuz gecesi nice canlarımızı kaybetmiş kişiler olarak bir hayalden de vazgeçebiliriz.

Daha net olsun diye, söylemi birinci tekil şahsa indirgersek; ben rahatlıkla ‘pardon’ diyebilirim, siz Görelelileri rahatsız ettiğim için.

Gerisi hikaye…

Bilmem anlatabildim mi?

Bilmem Görele’de hala hayal kurabilen insanlar var mı?




1998 - 2017 © Görele Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz yazı, resim, videolar alınamaz. İçerik ekleyenlerin yazıları kendi sorumluluğundadır.
Görele bu sorunluluğu yüklenmez.

Görele.gen.tr'yi Ana Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle