,
adana escort
,
Tarih 31.08.2013
Hit 7584
Paylaş

Yazdır Yazıcı dostu çıktı al
Resim 1 GÖR
Video 0
Akıllı Resim 0
Ses 0
Etiketler   Ali Bilir  
İceriğe
ODAKLAN
  YAZI ARŞİVİNİ GÖR

İstatistik
  • Online: 30
  • Bugün: 1107
  • Tümü: 182304
ROPORTAJLAR


Kısmetse Adayda Olunur, Başkan'da...



Gazete 216 Yayın Koordinatörü Bilgehan Murat Miniç'ten 5. Dönem Beykoz Belediye Başkan Yardımcısı Ali Bilir ile Özel Söyleşi...

  1. Ali Bilir kimdir? Hayatı, ailesi, bugünlere nasıl geldi kısaca anlatabilir misiniz ?

Tek TV kanalı olan TRT siyah-beyaz yayınına İstiklal Marşı ile başlayıp ve kapandığı, Siyaset tarihinin Ecevit, Erbakan, Demirel ve Türkeş’i yazdığı, Gençlerin Tarkan ve Karaoğlan dergilerini elinden düşürmediği, Çocukların Kız mı, Oğlan mı doğacağının bilinmediği, Uzun Saç, İspanyol Paça ve Apartman Topuklu ayakkabıların moda olduğu, Sinemalarda en çok Karate filmlerinin, Bruce Lee izlenmeye gidildiği, Yağ Sürülmüş ekmeye Şeker dökerek yenildiği, Plak devrinin kapanıp, Kaset yayınlarına geçildiği, Takımlarımız Avrupa Maçları sonunda Yenildik ama ezilmedik denildiği, Türkiye’nin ilk otomobilini (Murat-124 (Hacı Murat) ürettiği, Cin Ali Kitaplarının okullarda okutulmaya başlandığı, İstanbul sokaklarında Ayı oynatıldığı ve Leblebi tozu satıldığı, Sana yağı ve gaz kuyruklarının olduğu ve bugün hiçbirinin olmadığı bir dönemde 41 sene önce Giresun’un Görele İlçesinin bir dağ köyünde doğmuşum. Doğum tarihimi anneme sorduğumda bizim oralardaki eskilerin tabiri ile karakışayı mıydı, gücük ayı mıydı bilemiyorum oğlum diyor. Neyse ki 9 kardeşten son ikimiz hastanede doğduğumuz için doğum tarihim nüfus cüzdanına doğru yazıldığı inancı ağır basıyor. 17 yaşın sonlarına kadar Köyde yaşadım. Köyümüze ben 10 yaşındayken elektrik, 13 yaşındayken araba yolu geldi. Telefon ise köyden ayrıldıktan sonraki yıllarda geldi. Köyümüzde halen Devlet tarafından getirilmiş Su yok. İnsanlarımızhalen su ihtiyaçlarını kendi imkânlarıyla sağlıyorlar.

Doğduğum yıllarda Ülkemizin durumu 80’li yıllara kadar çok farklı olmamış aslında. Büyüklerimin anlattıklarından öğrenirdik her şeyi. Çocukluk yıllarda benim dünyam Köyümüz, otlatmaya götürdüğüm hayvanlar ve birkaç tahta ve taş parçasından oluşan oyuncaklarımdı. Uzağa doğru baktığımda ise gördüğüm ufuk çizgisini hep dünyanın sonu olarak bilirdim. Zaman zaman Rahmetli babam Pilli Radyosundan haberleri dinlerken köyümün dışından başka insanların sesini duyardım. Birde bazı Salı günleri Annemle birlikte Görele Pazarına satmak için bir şeyler götürdüğümüzde Dondurma yiyecek olmam, Tipi tip sakızı alacak olmam, ekmeğin arasına helva koyup hem yiyerek hem de ayaklarımı sallayarak yoldan geçen arabaları sayacak olmam o yıllarda bana en çok keyif veren, beni sevindiren şeylerdi. Üstüne üstlük Annem birde yeni Trabzon Kurşun lastiği aldıysa keyfime diyecek yoktu. Elektrik geldikten sonra dayım İstanbul’dan bize Siyah-Beyaz Saba marka Televizyonunu gönderdi. O Renkli Televizyon almış. Nasıl bir şey olduğunu bilmiyoruz tabi. O yıllarda ilk kez Televizyon seyretmenin nasıl bir şey olduğunu düşünün artık. Televizyonun gelmesiyle yeni şeyler öğrenmeye başlamış izlediğim her şeyi ertesi gün köyde arkadaşlarıma her detayıyla birbirimize anlatırdık. Televizyonla ilk tanışıklığım Vizontele Filminin hikâyesi ile özdeşleşiyor.

İlkokuldan sonra Annem beni, öldüğümüzde başımıza gelip Kur’an okusun diye Kuran Kursuna kaydımı yaptırdı. Sonra İmam Hatip Lisesi’nin Orta kısmına gittim. Bundan sonraki eğitim hayatım herkes gibi benzer bir süreçte devam etti. Okul hayatım boyunca çok sosyal bir öğrenci idim. Sürekli Sınıf Başkanı ve aynı anda birkaç kolunda başkanı seçilirdim.Hatta Daha sonraki yıllarda anladım ki. Zor şartlar içeresinde ailem benim için hep doğrusunu yapmış.

Ülkemizin kıtlık yıllarını azda olsa gördüm. Görele’de Gazyağı kuyruğuna, girerdik. Hatta birinde kaybolmuştum. Belediye hoparlöründen anons yapmışlardı “Gaz Kuyruğunda beklerken Ali isminde 6-7 yaşlarında bir çocuk kaybolmuştur” diye. O yılları gördüğüm için kendimi çok şanslı görüyorum. Bundan birkaç yıl sonra 12 Eylül ihtilali oldu. Meraya inek otlatmaya gidiyorken askerlerin geldiğini gördüm. Saçım çok uzun olduğu için askerlerden biri bana sen kızmısın erkekmisin diye sormuştu.Sonra inekleri bırakıp koşarak eve geldim. Askerlerin geldiğini söyleyip babamın 14'lük tabancasını bahçeye gidip saklamıştım. Sonra sakladığım yeri unutmuş günlerce tabanca aramıştık. Çocukluğumda geçen her an çok iyiymiş benim için. Ne kadar iyi olduğunu şimdi daha iyi anlayabiliyorum. Bugün Çocuklarımız teknolojinin esiri olarak büyüyor olmaları endişe verici bir durum.Ailemden İstanbul’a en son ben geldim diyebilirim. İstanbul’a gelir miydim bunu şuanda kestiremiyorum ama gelmemi zorunlu hale getiren, Ormanda çalışırken geçirdiğim talihsiz bir kaza oldu. İşte 17 yaşından sonra benim için yeni bir hayat başladı. Bu kaza gününe kadar Maraton Yarışmalarına katılan, Futbol oynayan, Güreşen, Uzakdoğu Sporları yapan her şeye yetişmeye çalışan ben suyundan başka su içmediğim, ekmeğinden başka ekmek yemediğim, havasından başka hava solumadığım, arkadaşlarımı, sevdiğimi bırakarakİstanbul’un yolunda buldum kendimi. Ve O günden beri Beykoz’dayım. Beykoz’a geldiğimden beri Soğuksu mahallesinde aynı yerde yaşıyorum iki oğlum bir kızım var. Her Anadolu İnsanı gibi benimde Göç Hikâyem Böyle işte.

İstanbul’a geldiğimde köylü şivesiyle konuştuğum için benimle alay ederlerdi. Şu anda az konuşan kişiliğimi buna bağladığımı söyleyebilirim. Bende konuşmamaya gayret gösterirdim. Şimdilerde ise şiveyle konuşmak prim yapıyor İstanbul'da.MeselaOflu şivesi:)

2- Sendikacılık Döneminiz Oldu, STK’lar da, özellikle yöre derneklerinde aktif oldunuz. Bu konularda bilgi verir misiniz?

Cemiyetçilik hayatımda yirmi seneyi geride bıraktım diyebilirim. Yıllar geçtikçe çok şey değişiyor. İlk cemiyetçiliğe başladığımda ısrarla savunduğum şeyler bugün karşı çıktığım şeyler durumuna geldi. Böyle olmasındaki en önemli faktör taleplerin ve algıların değişmesindendir.

Osmanlı Bankası'nda Yardımcı Memur pozisyonunda henüz yeni çalışmaya başlamıştım. Bu sırlarda sendikal hareketlere ilgi duymuş 12 Eylül Darbesi ile kapatılan Sendikalar 1990 yıllara gelindiğinde Darbe öncesi güçlerine yeniden kavuşmuş, ancak sendikasızlaştırma politikaları ile Sendikalar yeniden güç kaybetmeye başladığı bir dönemi yaşarken Sendika ile Banka arasında Toplu İş Sözleşmesi uyuşmazlık süreci başlamıştı. Banka çalışanları içerde ve dışarda eylemler yapmaya başlamış bende elimde "gemileri yaktık geri dönüş yok" dövizleriyle ön saflarda bulunur ve tepkilerimi dile getirirdim. İşe girdikten sonra yapılan ilk sendika seçimlerinde İşyeri Temsilcisi, Delege ve Yönetim Kurulu Üyesi seçildim. 22 yaşındaydım. O dönemde en genç yönetici bendim ve bu yaşımda Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerine katılmaya ve Sendikanın diğer organlarında aktif görevler üstlenmeye başlamıştım.

Yine 1990’lı yılların ortalarından sonra İstanbul’da hemşehri Dernekçiliğinin yaygınlaşmaya başladığı zamanlardı. Etrafımızda sürekli yeni İl, İlçe, Köy Derneklerinin kurulduğunu görüyordum. Bu sıralarda bende kendi Köyümün Derneği’ni kurdum. Yıllardan beri süregelen Türkiye ile Yunanistan arasındaki Ülkesel sorunlara çözüm getirmek için İki Ülke Dışişleri ve Başbakanlık düzeyinde görüşmeler yapılmaya başlamış ve kamuoyu tarafından bu durum memnuniyetle karşılanmaya başlanmıştı. Bende İstanbul Yunanistan Başkonsolosluğu’na; Yunanistan da bulunan bir Kültür derneği ile Derneğimizi Kardeş dernek yapmak ve İstanbul’da ortak bir program yapmak istediğimizi belirten bir yazı yazdım. Yazımıza önce olumlu cevap verildi. Bu yazının üzerinde program hazırlıklarına başladık, Türkiye-Yunanistan bayrakları diktirdik. İki ülkenin dilinde görsel materyaller bastırdık. Ancak Başkonsolosluktan gelen ikinci bir yazı ile Kardeş Dernek çalışmasının reddedildiği bildirildi. Sonraki süreçlerde Görele Dernekler Birliği'nin, Giresun Federasyonu'nun, Türkiye Yerel Yöneticiler Derneği’nin ve Beykoz Belediye Spor Kulübü'nün kurucu üye, Başkan ve Yöneticiliklerini yaptım. Türkiye Omurilik Felçlileri Derneğinin Görele'ye ve Beykoz'a açmış olduğu şubelerine katkılarım oldu. Cumhuriyetin 85. Yılı nedeniyle Ülke genelinde özel programların ve etkinliklerin yapıldığı bir dönemde Görele Dernekler Birliği olarak İstanbul’da “Cumhuriyetin 85. Yılında Kültür ve Sanat Sempozyumu” gerçekleştirdik ve Sempozyum kitabı baskısı yaptık.Bu çalışmayla derneklerimiz yeni boyutlar kazanmaya başladılar. Şu anda aktif olarak Giresun Federasyonu Başkan Yardımcısı ve Beykoz Kızılay'da Denetleme Kurulu Üyesi olarak görev yapıyorum.

3- Yerel Siyasette hemşeri gruplarının etkisini nasıl yorumluyorsunuz?

Doğru zamanda doğru politikayla bununetkili olduğunu söyleyebilirim. Hemşehri Dernekleri’nin bulunduğu yerle barışık olması gerekiyor. Eğer kendini soyutlar tüm enerjisini memleket tabanında harcarsa, yaşadığı yerin yabancısı olur. Bunun için yıllardan beri Kent Hemşericiliğinin oluşmasının sağlanması gerektiğini savunuyorum. Bugün birçok derneğimizin önünde Beykozlu ifadesi bulunuyor. Bunu yazmakla Beykozlu olunmaz. Ben Beykozluyum diyerekBeykozlu olunmaz. Belediye’de görev yaptığım dönemlerden biliyorum. Şimdide farklı olduğunu sanmıyorum. Dernek Yöneticileri gelip, köyüne park yaptırmak istiyor, bank istiyor, boya istiyor, köyüne gitmek için otobüs istiyor vs. Ama aynı hassasiyeti yaşadığı yere göstermiyor. Derneklerimizin bir kabuk değiştirmesi gerekiyor. Bunu yapmaya çalışan Derneklerimiz var. Örneğin burada hemşericilik yaptığım düşünülecektir ama objektif bakan herkes bunu anlayabilir. Beykoz Giresunlular Derneğinin son yıllarda yaptığı çalışmalar kabuk değişimine bir örnektir. Bugün incelendiğinde derneklerimiz aynı döngü içerisinde devam ediyor. Doğduğumuz toprakları, Memleketimizi unutmamalıyız, aynı önemi ve değeri yaşadığımız yere de göstermeliyiz. Unutmamalıyız ki; etnik kimliğimizle geldiğimiz burada diğer bir kimliğimizde Beykozlu kimliğimizdir.

4- Ali Bilir neden uzun zamandır göz önünde değil? Bir kabuğuna çekilme ya da kırgınlık mı var?

Kimim gözünün önünde olmam gerekiyor:)) Eğer Belediye görevimden sonraki süreçten bahsediyorsak siyaset açısından böyle algılanıyor olabilir. Ticari faaliyetlerimle, aile hayatım, eş-dost, cemiyet çalışmalarımla daha çok göz önündeyim aslında. Kırgınlık veya kabuğuna çekilme gibi bir durum söz konusu olamaz. Bu zamanlar benim için en önemli zamanlarım. Daha çok çalışarak ülkeme ve milletimize hizmet etmemiz katkı sunmam gerekmektedir.

5- İş hayatınız nasıl gelişti bu süreçte bahseder misiniz?

İş hayatım daha kırkım çıkmadan başlamışım. Rahmetli Babamın Görele’de Tuz Değirmeni varmış. Tuz öğütüp satıyormuş. Yıl 1972. Bu yıllarda Türkiye'den Almanya'ya işçi göçünün yoğun olduğu yıllar. Babamda bu kervana katılıp Almanya'ya gidiyor ve Değirmenle Annem ilgilenmeye başlıyor. Annem beni Değirmende ki babamın masasının üzerine kundaklayarak müşterilere bakıyormuş. Kısa bir süre sonrada Tuz dükkânınıişletemeyerek kapattık diyor annem. Şu anki işletmemi kurana kadarbir gün mutlaka kendi işimi kuracağım diyordum. Öğrenciyken bana büyüyünce ne iş yapacaksın diye sorarlardı bende kendi işimi yapacağım derdim. Ama bu işin ne olduğunu bende bilmiyordum. Okul bitip Osmanlı Bankasında işe başladıktan sonra Soğuksu mahallesinde gecekondumuzun bir odasını Bakkal yaparak işletmeye çalıştım. Tabiki iş ve bakkal bir arada gitmeyince Bakkalı kapattım. Yedi yıl önce Eşimin Anadolubank'tan ayrılması ile birlikte şu anda yaptığımız işlerimizin temelini attık. Sigorta Aracılık Hizmetleri, Turizm, Sigorta ve Kurumsal Organizasyon alanlarında faaliyet gösteriyoruz.İş hayatına düşündüğümden daha geç başladım. İmkânlar buna el vermedi. Yurtiçinde ve Yurtdışında çok sayıda müşterilerimiz ve çözüm ortaklarımız oldu. Çalışanlarımızı mümkün olduğunca Beykoz’dan tercih etmeye çalışıyoruz. Ülkemizin istikrarı sürdüğü sürece daha da iyi işler yapabileceğimize inanıyorum.

6- Kültürel çalışmalarınız da ilgi çekiyor. Görele ve Beykoz’u yazdınız?

“Doğduğum Yer” ve “Doyduğum Yer” diye bir tabir vardır. İşte bu iki yerin kitabını yazmak bana nasip oldu. Görele Kitabını hazırlamam beş yılımı, Beykoz Kitabını hazırlamam ’da ikinci beş yılımı aldı. Bu kitapları bir heves, aşk ve heyecanla yaptım. Bütün Köyleri, mahalleleri sokak sokak dolaştım, yüzlerce kişiyle görüştüm. Tüm boş zamanlarımı araştırma yaparak topladığım yazılı ve sözlü kaynakları yorumlayıp güncel izlenimlerimle birleştirerek metinleri oluşturmak için sabahlara kadar çalışırdım.Bu kitapları hazırlarken Görele’nin ve Beykoz’un her şeyini hissettim. Bu süre içerisinde mevsimleri birlikte yaşadım diyebilirim. Bunun en büyük şahidi eşimdir.

Bugün biri gelse deseki bizede böyle bir kitap hazırlamanı istiyoruz. Bunu yapamam. Bu kitaplar parayla hazırlandığında aynı ruhu yansıtmaz. Her iki kitabımda kitap okuyucusu tarafından ilgi gördü ve takdir topladı. Ancak; Beykoz kitabımın baskısı yapıldıktan sonra Beykoz CHP Meclis Üyeleri mecliste kitabın baskısının Belediye Bütçesi’nden yapılıp yapılmadığının araştırılması için Mecliste Öneri verdiler. Bu öneriye Kendi Partimin Meclis Üyeleri ’de destek vererek Araştırma komisyonu kuruldu. Ancak kitabın Belediye Bütçesi’nden basılmadığı anlaşılınca kimse çıkıp bunun açıklamasını yapmadı. Beykoz kitabının benim için en büyük mükâfatı bu olduJ Şimdilerde ise yeni çıkan kitaplarda, yazılarda kaynak olarak bu kitapların adını görmem onur verici bir durum benim için.

“Beykoz Kitabını yazdım. Hakkımda Araştırma Komisyonu Kuruldu”

7- 2009 yılında hazırlanan “İstanbul’un Yüz Yazarı “ kitabına girdiniz. Bu nasıl oldu?

İstanbul Avrupa Kültür Başkenti olması nedeniyle İstanbul’un 100 yazarı kitabı yayınlandı. Benide bu kitaba İstanbul’un 100. Yazarı olarak almışlar. Kitap yayınlandıktan sonra haberim oldu. Benim için Onur verici bir durum. Hatta Kitap çıktığında kitap tanıtım yazılarıİstanbul’un 100 yazarı Kitabı Evliya Çelebi ile Başlayıp, Ali Bilir’le bitiyorbaşlığı ile duyuruldu. Bu kitaba girmek için Beykoz’u, ya da İstanbul’u yazmadım.

8- Tekrar siyasete dönelim isterseniz. Ali Bilir’in siyasete bakışı ya da siyasi duruşu nedir?

Biz hiç siyaset konuşmadık kiJ. Aslında konuşmasak daha iyi olur. Ama konuşmadan da olmuyor değil mi? 1994 yılının Şubat ayıydı. 27 Mart 1994 tarihinde yapılacak olan Belediye Seçimleri çalışmaları son hızıyla devam ediyordu. Bende Refah Partisi Soğuksu Teşkilatında çalışıyor sabahlara kadar afiş, bayrak lama çalışmaları yapıyordum. Beykoz belediye başkan Adayımız ’da Yücel Çelikbilek’di. Soğuksu’dan Davut Kolip’in minibüsü ile Kavacık Dörtyol’da bir kahve Toplantısına gittik. Biz vardığımızda toplantı bitmek üzereydi. Konuşma yapan İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkan Adayı Recep Tayyip Erdoğan’dı. Kahvenin kapısından tam içeriye girdiğim sırada Soru Sormak İsteyen var mı diye soruldu. Ne konuşuldu, ne anlatıldı hiçbirinden haberim yok. “Gençler İçin ne yapacaksınız”benzerinde bir soru sordum. “Yol açın genç kardeşime buraya gelsin”dedi. Yanına vardığımda bir elini omuzuma koyarak tahmin ediyorum ki konuşmasını yarım saat daha uzatarak yapacaklarını anlattı. Bu soru belki benim siyasi anlamda sorduğum ilk soruydu. Belki de bana verilen ilk fırsattı. Yâda dikkate alınmamdı. Recep Tayyip Erdoğan İstanbul Belediye Başkanı oldu ve görevi sürecinde sorduğum sorunun cevabını yapılan çalışmalarla görmeye başladım. Ogünün Belediye Başkanı şimdi Başbakanımız. Ama hiçbir şey söylediğim kadar kolay olmadı. Söylediklerimi okuyanlar daha iyi bilmeleri mümkündür. Ak Parti’nin kurulması ile birlikte Beykoz İlçe Teşkilatının kurucuları arasında bulundum. Çeşitli görevler üstlendim. Şu anda İlçe teşkilatında aktif bir görevim yok ama her daim partimizin, insanlarımızın hizmetine hazırım.  Bu konuyu bu şekilde söylemem klasik veya politik bir söylem olarak algılanabilir ama kısaca söylemek gerekirse, Siyasete bakışım ve Duruşum Başbakanımız gibidir.

Cumhuriyetin Kurulmasından sonra ülkemizde Menderes, Özel ve son olarak Başbakanımızın dönemi lokomotif dönemler olmuştur. Ara dönemlerde de çok önemli Siyaset ve devlet adamları bu ülkeye hizmet etmiş, ancak bu kişilere hizmet ettirmemek için gayret gösteren güçlerin olduğunu siyaset tarihimizde görüyoruz. Bunun en canlı örneklerinden biri Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun Helikopter kazası, Özal’ın şüpheli ölümü. Ve daha çok aydın ve devlet adamının şüpheli ölümleri. İşte bu dönemler halkın sabrının tükendiği zamanlarda halk iradesi bahsettiğim bu dönemlerin oluşmasını sağlamıştır. Bu ülkenin vatandaşıyım diyen herkes İstikrarın devam etmesi için, büyüyen Türkiye için sorumluluğunu bilmelidir. Çünkü biz ülke ve millet olarak çok güçlü olmalıyız. Zaten dışarıda dost görünen yeterince karşıtlarımız var.

9- Başkan Yardımcılığı döneminizden paylaşmak istediğiniz bir anekdot var mı?

On bir yıl Bankacılık hayatımdan sonra kısmet oldu beş yıl Başkan Yardımcılığı görevinde bulundum. Bu soruya şu ana kadar söylediklerimden daha birçok şey söyleyebilirim. Okuyanları da çok sıkmamak lazım. Önemli olan Beykoz halkının hafızasıdır. Memnuniyetidir. İyi şeyler söyleyerek iyi anmalarıdır. Bunları sağlayan bir şeyler verebildimse ne mutlu bana. Mutlaka birkaç örnek vermek gerekirse;

Halkı Toplu Namaza davet etmekten hakkımda soruşturma açıldı.2004 Genel Seçimlerinde Ak Parti’den Milletvekili seçilmiş, daha sonra istifa ederek Genç Parti’ye geçmiş ve Şu anda Ergenekon Davasından yargılanan Emin Şirin, hakkımda soruşturma açılması için TBMM’ye ve İçişleri bakanlığına önerge verdi.“Halkı Toplu Namaza Davet Etmekten Hakkımda Soruşturma Açılması istendi”

Daha görevimin ilk günlerinde Anadoluhisarı’nda bulunan İnönülüler Yalısı’nın bahçesinin bir bölümü olarak kullanılan Belediye’ye ait alanın demirlerinin kaldırılması için çalışma yaptım. O gün orada Sevinç İnönü ile karşılaşmış ve ısrarına rağmen, banada yukarıdan gelen talimatlara dayanarak demirleri kaldırmıştım. Mesela bugün olsa aynı şartlarda bu davranışı göstermem. Daha mantıklı bir çözüm üretme yoluna giderim.

Bir sabah Belediyedeki odama geldiğimde Bilgisayarım açılmamış ve Bilgisayarın içerisindenhard diskin(hafıza kartı) alındığını görmüştüm. Olaya güldüm. Hiç araştırmadım ve yeni bir hard disk alarak bilgisayarı kullanmaya devam ettim. Benim için güzel yıllardı. Her şeyi halkın iradesi içerisinde bilerek ve anlayarak yapmaya çalıştım. Belediyecilik anlamında çok şeyler öğrenerek Tecrübe ettim.

10- Başkan Yardımcısı iken 2009 Yerel Seçimlerinde Beykoz Belediye Başkanı Aday Adayı oldunuz neden?

O güne kadar ki Tecrübe ve birikimimle Belediye Başkanlığı yapabileceğime inandım.Aday Adaylığım sırasında görüştüğüm, desteğini istediğim birçok Parti Üst düzey yöneticileri, Milletvekilleri Hatta Bakanlar, Belediye Başkanlığı için çok genç olduğumu bir dönem daha beklemem gerektiğini söylemişlerdi. Beykoz’a geldiğim günden beri ilçeye karşı hep ilgili oldum. Beykoz kitabı yazım sürecinde bu kenti, insanlarını her yönüyle tanıma fırsatı buldum. Ak Partinin kurulmasıyla birlikte İlçe teşkilatında Ar-Ge’den sorumlu İlçe Başkan Yardımcısıydım. Bu dönemde Beykoz’un tüm sorunlarını, ihtiyaçlarını ve beklentilerini içeren Teşkilatımın da katkılarıyla bir çalışma yaptım. Başkan Yardımcılığı ve Büyükşehir Meclis Üyeliğim sürecinde ise Hizmet beklentisi yönünden Beykoz’u tanıdım. İhtiyaçları ve beklentileri daha iyi öğrendim. Beykoz’un daha yaşanılabilir bir yer olması ve daha iyi hizmet sunabileceğim düşüncesiyle Aday Adayı oldum.

11- Peki 2011 de ki genel seçimler de Milletvekili aday adaylığınız nasıl oldu?

Kendimi Ak Parti’nin bir neferi, hizmet için bir asker olarak gördüğümü söylemek sanırım şövanist bir söylem olarak algılanmaz. Hizmet etmeyi Sosyal Politikalar, Yerel Yönetimler gibi konularda bilgi ve tecrübelerimi Milletvekili statüsünde sürdürmek için 2011 Genel Seçimlerinden İstanbul Milletvekili Aday Adayı oldum. Ancak Adaylık nasip olmadı.

12- 2014 Yerel Seçimleri yaklaşıyor, Ali Bilir Beykoz’da Aday adayı olacak mı?

Sanırım bu sorunun cevabını almak için bu kadar konuştukJ Hayır olmayacağım. Çünkü Bir kez Aday Adayı oldum ve henüz istifa etmedim. Şu anda Beykoz’un bir Belediye Başkanı var. İyi bir şekilde görevini yapıyor. Aday Adayıyım demenin yerine Beykoz için ben ne yapmalıyım? Sorusu daha anlamlı benim için. Zaman zaman kamuoyunda ismimi duyuyorum. Hatta beni tanımayan insanlardan bile duyduğum çok oldu. Bunlar güzel şeyler. Mevcut Belediye Başkanı, zaten benim Partimin Belediye Başkanı. Ak Parti Teşkilatı, zamanı geldiğinde Beykozluların seçeceği en uygun adayı açıklayacaktır.Hizmet etmek için mutlaka Belediye Başkanı olmak gerekmiyor. Kısmetse oda olur. Hizmet etmenin yeri, mevkii önemli değildir. Önemli olan İyi anılmak ve dua almaktır.

13- Eğer aday olursanız bu seçimde ilk kez oy kullanacak birçok gence ulaşmanız gerekecek. Sosyal Medya gençlerin ilgi odağı. Özellikle Gezi olaylarında gücü ön plana çıkan Sosyal Medya ile Ali Bilir’in arası nasıl?

Gençler tarih boyunca tüm milletler için en önemli faktördür. İyi anlamak ve buna göre politika üretmek ve Çağın gerekliliklerini iyi değerlendirmek gerekmektedir. Başbakanımızla 1994 yılında ilk karşılaşmamızda bir gençtim. Bu karşılaşmada bir gence vermiş olduğu değer belki benim yaşamım boyunca siyasi duruşumu tayin etti. Toplumların en önemli dinamiği gençler üzerine kuruludur. Bunun sürekli farkında olma ve bu değere önem veren her zaman bir adım önde olacaktır. Sosyal medya ile aram kötü değil. Ancak işlerin yoğunluğundan çok fazla zaman ayırdığımı söyleyemem. Günlük yaşantımızın vazgeçilmez bir unsuru haline geldi. İşte hep birliktegördük ki gezi olaylarında Sosyal medyanın etkisi büyük oldu. Hızlı ve etkili iletişimde Sosyal Medyayı ve Genç davranış psikolojisini iyi yöneten Teşkilatların, rakiplerine göre avantajlı durumda olacağını kolayca anlayabiliyoruz.

14- Son olarak Beykozlulara ve sizi takip edenlere vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Uzun bir söyleşi oldu sanırım. Konuştuklarımı sonuna kadar okuyanlara gerçekten çok teşekkür ediyorum. Konu insanın sevdiği, değer verdiği olunca anlata anlata bitiremezmiş. Beykoz’da benim için öyle bir yer. Kırktan fazla Ülkede yüzden fazla şehir gezdim. Bu yerlere ait hobi olarak özel figürler, biblolar Koleksiyonum var. Ancak gördüm ki Ülkemiz gibisi yok. Ahmed Mithat Efendi’nin de söylediği gibi“Dünyanın en güzel şehri İstanbul, İstanbul'un en güzel yeri de Beykoz’dur”.

Sahip olduğumuz her şeyin kıymetini bilerek sağlık ve huzur içerisinde yaşamayı diliyorum…



Okuma Sayısı: 2528

1998 - 2017 © Görele Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz yazı, resim, videolar alınamaz. İçerik ekleyenlerin yazıları kendi sorumluluğundadır.
Görele bu sorunluluğu yüklenmez.

Görele.gen.tr'yi Ana Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle