22 Eylül 2014 

Yazarın özgeçmişini okumak için tıklayınız.

PİCOĞLU OSMAN’IN TÜRKÜLERİ VE ÖYKÜLERİ (II)

İsmet Nedim Kimdir?

“Kemençenin Ordinaryüsü” PİCOĞLU OSMAN (I)

"Körolası Kanal-7 Nasıl Kıydın Mican'a"

“BİR ŞAİR ÖLDÜ DİYELER”!

RÜTBELERE, ÜNVANLARA ÖVGÜLERE SIĞMAYAN, EŞİ BULUNMAYAN KAHRAMAN : OSMAN AĞA

“ÇETE REİSİ” (!) VE DE “LAZ” (!) TOPAL OSMAN AĞA

ALİ ŞÜKRÜ PAŞA (!) BAŞLIKLI YAZIM İÇİN YAPILAN YORUMLARA CEVAP

“Ödüllü Yazı”:AÇTIRMAYIN KUTUYU,SÖYLETMEYİN BABAYI...

RÜTBELERE, ÜNVANLARA, ÖVGÜLERE SIĞMAYAN, EŞİ BULUNMAYAN KAHRAMAN:OSMAN AĞA



PİCOĞLU OSMAN’IN TÜRKÜLERİ VE ÖYKÜLERİ (II)
20 Şubat 2007 15:45 · Seyfullah Çiçek

Sevgili okurlarım,Picoğlu Osman’ın hayat hikayesini “Kemençenin Ordinaryüsü PİCOĞLU OSMAN” adlı kitabımızdan özetleyerek birinci bölümde vermiştik.
İkinci bölümde ise, bu defa özetlemeden , plaklarından,türkülerinden ve bazılarının da öykülerinden bahsedeceğiz.

DÖRT ADET PLAK DOLDURDU,DÖRT TÜRKÜSÜ TRT REPERTUARINDA

Picoğlu Osman,Colombia Plak Şirketi’ne 78’lik diye tabir edilen 4 adet plak (Taş Plak) doldurmuş olup,plaklarının üzerinde ismi “Piç Oğlu Osman” şeklinde yazmaktadır.Bu plaklarda 7 adet türkü ve bir de enstrümantal (kemençeyle Sıksara Horon) parça vardır.Üçü TRT Repertuarında kayıtlı bulunan bu 7 adet türkünün adları (İlk yazılışı plakların üzerindeki şekliyle,parantez içindekiler ise TRT Reperuarındaki ve halk tarafından bilinen şekliyle) şöyledir:
1)GİRESON KARŞILAMASI RT 17818 (ALTINI BOZDURAYIM):
TRT Repertuar No:1287,İnceleme Tarihi:24.05.1977,Yöresi:Giresun,Kaynak Kişi:Bicoğlu Osman,Derleyen:İstanbul Belediye Konservatuarı,Notalayan:Yücel Paşmakçı.
2)GİRESON EŞREF BEY ŞARKISI RT 17818 (GİRESUN ÜSTÜNDE VAPUR BAĞRIYOR):
TRT Repertuar No:3389,İnceleme Tarihi:19.01.1990,Yöresi:Giresun,Kaynak Kişi:Osman Bicioğlu,Derleyen:TRT İst.Radyosu THM Müdürlüğü,Notalayan:Tuncer İnan.
3)”Trabzon Şarkısı”FADİME RT 17855 (TRT’nin yanlışı:ANAM VAY OLSUN BENİ,Doğrusu:ANAMAYASUN BENİ):
TRT Repertuar No:1860,İnceleme Tarihi:22.2.1978,Yöresi:Trabzon,Kaynak:Bicoğlu Osman,Derleyen.İstanbul Belediye Konservatuarı Arşivinden,Notaya Alan:Yücel Paşmakçı.
4)TRABZON KAHYA ŞARKISI RT 17855 (TRABZON KAHYA HAVASI)
5)TAMZARA HAVASI RT 17550 (TAMZARA)
6)TRABZON ÖREN HAVASI RT 17596 (DERENİN KIYISINDA YILANIN KEMİKLERİ “Ören Havası”)
7)ROMİKO “Gireson Milli Şarkısı” (ROMİKO)
Picoğlu Osman’ın plağa okumadığı ancak TRT Repertuarına giren dördüncü türküsünün künyesi de şöyledir:
Ezgi adı:GEMİNİN İÇİNEYUM,Repertuar No:1817,İnceleme Tarihi:22.2.1978,Yöresi:Giresun,Kaynak Kişi:Bicoğlu Osman,Derleyen:Ankara Devlet Konservatuarı,Notalayan:Muzaffer Sarısözen.
Açıklama:Yazımızın başından beri yaptığımız açıklamalardan da anlaşılacağı üzere merhumun lakabı “Picoğlu”olması gerekirken,Sadi Yaver Ataman’dan dolayı TRT Repertuarındaki dört türküsünden üçünde “Bicoğlu Osman”,birinde ise “Bicioğlu Osman”olarak geçiyor.

PLAKLARINDAN TÜRKÜLERİNİN SÖZLERİ

Picoğlu Osman’ın,plaklarının üzerindeki ve TRT Repertuarındaki yazılış şekillerinden başlayarak,tüm türkülerinin isimlerini ve sözlerini (bazılarının hikayeleri ile) veriyoruz.

GİRESUN EŞREF BEY ŞARKISI RT 17818 (GİRESUN ÜSTÜNDE VAPUR BAĞRIYOR)
Picoğlu Osman’ın Giresun’la ve adıyla özdeşleşen en ünlü türkülerinden biridir, “Giresun Üstünde Vapur Bağrıyor” ya da diğer adıyla “Eşref”.
Piraziz’in köklü ailelerinden Gedikalizadeler’den Eşref Bey’in Hakkı adında biri tarafından vurulması olayını anlatan ağıt tarzındaki türkünün kaynak kişisi Picoğlu Osman olup,büyük bir ihtimalle türküyü yakan da O’dur.
Picoğlu’nun taş plaktaki sesinden türkünün sözleri şöyledir:

“Giresun üstünde vapur bağrıyor,
Eşref’in yarasını doktor sarıyor.
Eşref’in annesi yanmış ağlıyor.
Atma Hakkı atma,pişman olursun,
Gedikalizadelere anam hasım olursun.

Pazarsu dereleri bir ufak dere
Eşref’i vurdular anam nafile yere.
Nafile nafile o da nafile,
Cenazeni koydular otomofile
Giresun’da dostum var,o da nafile.
Atma Hakkı atma pişman olursun,
Giresun gençlerine anam düşman olursun,
Attığın kurşundan sen utanırsın.
(Yaşa Giresun yaşşaaa!...)

Camlı Sokak paketini atlayamadım,
Hakkı düşman olmuş anam anlayamadım.
Atma Hakkı atma,pişman olursun,
Giresun gençlerine anam hasım olursun,
Attığın mermiden sen utanırsin.”

Açıklama:
Paket:Yollara ve kaldırımlara döşenen taş.(paket taşı)
Otomofil:Otomobil.
***


TRABZON KAHYA ŞARKISI RT 18855
(TRABZON KAHYA HAVASI)

Picoğlu’nun ,adıyla özdeşleşen bir başka ağıt tarzı türküsü de, “Trabzon Kahya Havası” ya da plağın üzerindeki şekliyle “Trabzon Kahya Şarkısı”dır.Önce türkünün sözlerini verelim,sonra açıklamasına geçelim,dilerseniz:

“Trabzon’dan çıktı uzun yazılar
Asker vurdu beni,yarem sızılar
Ah,evde ağlaşıyor körpe kuzular
Okuyun Fatiha Kahya ruhuna!

Çömlekçi’den çıktım,başım selamet
Kostaki’ye vardım,koptu kıyamet
Ah çocuklarım olsun Hak’ka emanet
Okuyun Fatiha Kahya ruhuna!

Arkadaşlar der ki, “Ne oldu size?”
Şimdi anladım,vurgun var bize
Makine içersinde kan çıktı dize
Okuyun Fatiha Kahya ruhuna!

Açıklamalar:
1.“Trabzon’dan çıktı uzun yazılar”:Kahya’yı Ankara Hükümeti’ne şikayet için uzun yazılar yazıldığını ifade ediyor.
2.Çömlekçi:Trabzon Limanı civarındaki semtin adı.(Bazıları Görele’nin Çömlekçi’siyle karıştırıyor.)
3.Kostaki:Rumca bir kelime olup,Trabzon’da bir semt adı.
4. “Makine içersinde kan çıktı dize”:Eskiden kara nakil vasıtalarına “makine” denirdi.

Türkünün hikayesine gelince…
Kadir Mısıroğlu Ali Şükrü Bey (İst.1978) adlı kitabında Kahya hakkında ayrıntılı bilgi veriyor.Mısıroğlu’nun belirttiğine göre,Erzurum Kongresi’nden beri M.Kemal Paşa’ya tavır alan Trabzon’daki bir kısım Müdafaa-i Hukukçu’nun içersinde Trabzon Kayıkçılar Kethüdası (Kahyası) Yahya Kaptan da vardır.Kayıkçılar Kahyası Yahya Kaptan veya Reis,Trabzon’da adeta hükümet içinde hükümet gibidir.Maiyetinde çok sayıda adamı olan Kahya,limana giren gemilerden Müdafaa-i Hukuk adına vergi alıyordu.Kahya’nın başına buyruk bu hareketlerini onaylamayan Doğu Cephesi Komutanı Kazım Karabekir Paşa bir yazısında “İskele Hükümeti” tabirini kullanmıştır.Kahya işi o derece ileri götürmüştür ki,hiçbir otorite ona söz geçiremez olmuştur.Hatta öyle ki,Enver Paşa’dan aldığı talimatla,görünüşte Milli Mücadele’ye katılmak üzere Osman Ağa’ya nazire olarak,tahliye ettirdiği mahkumlardan ve asker firarilerinden oluşan bir tabur kurdurmuştur. Enver Paşa’nın gerçek amacı ise, “Ali” takma adıyla bu taburun başına geçerek, Albay Deli Halit’in fırkasına dayanarak, bir darbeyle M. Kemal’i devirip, başkumandanlığı ele geçirmektir.
Kahya’nın otorite tanımaz başına buyruk bu tavırları, gizli faaliyetleri hayli uzun yazılarla (“Trabzon’dan çıktı uzun yazılar” mısrasında olduğu gibi) ayrıntılı bir şekilde Ankara’ya rapor edilmektedir. Sonuçta Kahya arabasında bir suikasta uğrayarak hayatını kaybeder. Görgü tanıklarından bazıları, üzerlerindeki kıyafetlere dayanarak Kahya’yı askerlerin (Asker vurdu beni, yarem sızılar), bazıları da “aba-zıpkalı” kişilerin vurduğunu iddia ederek, suçu Osman Ağa’nın üzerine atmak isterler. Bu konuda M. Şakir Sarıbayraktaroğlu Osman Ağa ve Giresun Uşakları Konuşuyor (İstanbul 1975) adlı kitabında (s. 115-116) şunları yazıyor:
“Trabzon’un eski bir iskele kahyası vardı. Bu adam Trabzon’da hatırı sayılan bir şahıstı. Osman Ağa Trabzon’a gittiğinde Föstüroğlunun katibi Kosti’yi çetelere aldırıp evvela hapsetti. Daha sonra vapura koyarak İstanbul’a gönderdi. Kahya Yahya Efendi, Osman Ağa’nın bu Rum’u aldırdığını, evvela hapsettiğini, sonra da İstanbul’a gönderdiğini işitince meydanda elinde kırbaç, dizine vurarak Osman Ağa’nın taklidini yapıp “Topal Osman da kim oluyor ki Giresun’dan beri gelip Trabzon’da bir Rum’u alıp hapseder. Ve vapura koyarak İstanbul’a gönderir” diye fena fena da söylemişti.
Bundan sonra çok geçmeden şöyle bir olay cereyan etmişti. Kahya efendinin Trabzon’un Soğuksu semtinde köşkü vardı. Bir de hususi arabası vardı. Bir akşam arabası ile evine giderken bizim çeteler gibi aba zıpka giyinmiş birkaç kişi Kahya efendinin yolunu bekliyorlar. Yahya efendi arabası ile oradan geçerken ateş edip vuruyorlar.
Hatta yanında Gavur İmam diye tanınan Yomra imamı da vardı. İmam kendini arabadan dışarı attı. İmam kurtulmuş, şoför de vurulmuştu. Kahya Yahya efendiyi vuranlar aba zıpka giydiği için Osman Ağa’nın çeteleri vurdu diye söylenmişti. Bu sözleri de Osman Ağa işitmişti. 1338 (1923) senesi Osman Ağa Giresun’a geldiğinde (1922 sonları olması gerekir. Çünkü Osman Ağa öldürüldüğü 1 Nisan 1923 tarihine kadar Ankara’dadır.) Rize’ye çağırmışlardı. Ortaokul açılacaktı. Osman Ağa da Rize’ye gitti. Dönüşte Trabzon’a uğradı. Trabzon eşrafı ağayı yemeğe davet ettiler. Bu davet merhum Faik Ahmet Barutçuların evinde idi. Yemekler yenildi, kahveler içilirken konuşmalar oluyordu. Bu konuşmalar sırasında Osman Ağa, ‘arkadaşlar size şunu söylüyorum; Kahya Yahya efendiyi benim vurduğumu söylüyorlarmış. Bu işle benim hiçbir suretle alakam yoktur. Eğer benden biliyorsanız sizlere darılırım. Biliyorsunuz, yaptığım bir işi açık açık söylemekten hiçbir vakit çekinmem. Buna inanın. Bizim aramızda geçen meydandaki olaydır. Başka hiçbir şey yoktur’ demişti.”
*** “GİRESON KARŞILAMASI”
RT 17818
(ALTINI BOZDURAYIM)

Altını bozdurayım
Gerdana dizdireyim
İpek mendil değilsin
Cebimde gezdireyim
***
Ninna aslanım ninna
Ninna güzelim ninna
***
Altın yüzük var benim
Parmağıma dar benim
Giresun’un içinde
Kara gözlü kız benim
***
Usul yavaş bas da gel
Dökmeler oynamasın
Evin arkasından gel
Cazı annen duymasın
(Yaşşaa Giresun!)
***
Elinde altın şamdan
Perdeyi kaldır camdan
Al tüfeği vur beni anam
Ben usandım bu candan
***
Batlama deresine
Taş köprü kurulacak
Verin benim yarimi
Vallahi kan olacak
-Bağlantı-
(Yaşaaa…çaaal…!)
***
Bir arzuhal vereyim
Giresun’da valiye
Ya bak benim şansıma
Tutkunum kocalıya
-Bağlantı-
(Oh oh…oh oh…hop hop…oh oh!)
***
Açıklamalar:
Cazı=Cadı
Arzuhal=Dilekçe
***

“Trabzon Şarkısı”. FADİME
RT 17855
(TRT’nin Yanlışı: ANAM VAY OLSUN BENİ,
Doğrusu: ANAMAYASUN BENİ)

Anamayasun beni
Öldüm yar diye diye
Benden selam söyleyin
Zavallı Fadime’ye
***
Motor geliyor motor
Denizi yara yara
Alacağım Fatma’yı
Başına vura vura
***
Ayağında çapula
Fol’a giderim Fol’a
Sen git de ablan gelsin
Konuşalım kapıda
(Kim ola! hop hop!)
***
Oy benim alışığım
Balınan karışığım
Böyle mi Fadimecik
Seninle konuşuğum
(Alaşoli hop hop hop!)
***
Bu yıl mısır çok oldu
Doldu selenti doldu
Ne yapalım Fadime
Bize Allah’tan oldu
***
Haburadan yukarı
Dağa giderim dağa
Aç da gel kollarını
Sarılacağım sağa
(Kim ola bir daha oh oh!)
***
Karşıda komar foli
Doli yağayi doli
Sarılsın boğazına
Kemençeci Picoğli
(Kim ola geldi mi hop hop!)
***

Açıklamalar:
Anamayasun beni=Anlamıyorsun beni (Yanlış kulak algılamasından olsa gerek, TRT repertuarına “Anam Vay Olsun Beni” gibi hiç anlamı olmayan bir mısra olarak girmiş. Aynı hatanın başka araştırmacılar tarafından da devam ettirildiğini gördüm. TRT İstanbul Radyosu’nda görüştüğüm sanatçılar “Anamayasun beni” şeklinde doğrusunu okuduklarını belirttiler.)
Fol (Fol Pazarı)=Vakfıkebir’in eski adı
Selenti (serenti)=Mısır, fındık vs. saklamak amacıyla evin dışına, farelerin girmesini önlemek için dört veya altı direk üzerine yapılan müstakil yapı.
Bir türküden örnek:
“Serentiler yaptırdım
Çifte direk üstüne
Bu benim sevdalarım
Yanık yürek üstüne”
***

TRABZON ÖREN HAVASI
RT 17596
(IRMAĞIN KENARINDA YILANIN KEMİKLERİ)

Irmağın kenarında
Yılanın kemikleri
Düştü gene peşime
Domuzun enikleri
***
Haburası neresi
Ören obası Ören
Yitirdim ufağımı da
Yok mudur onu gören
***
Kemençemin üstüne
Yayı vururum yayı
Kız sana vurulalı
Kaybettim dünyayı
***
Kızılağaç sen misin
Geleklerin delinsin
Nerede görüşelim
Sen bir güzel gelinsin
***
Yaylanın çimeninde
Oturdum serinledim
Geçti bayan yanımdan
Bakarken berinnedim
***
Oy kemençemin puli
Ben alamam o duli
Alırsam kız alırım
Memeleri guguli
Sineleri guguli
***
Açıklamalar:
Ören=Eynesil’in beldesi olmasına rağmen, türkü her nasılsa “Trabzon Ören Havası” olarak geçmektedir.
Gelek=Yaprak
Berinnemek=Beklenmeyen ani bir hareket karşısında ürpermek
***



GEMİNİN İÇİNEYUM

Geminin içineyum
Deryalar üstüneyum
Oniki yaştan beri
Kız senin peşineyum
***
Edalı Eminem şama doğru
Dönder yüzünü bana doğru
Tirilam tirilam havasu
Eminem fistan kırmasu
Beş yüz lira diyorlar
Cepkeninin sırmasu
***
Ayağuna mesi var
Başında da fesi var
Sorarım Emine’ye
Benden başka nesi var
***
-Bağlantı-

Açıklamalar:
Bu türkü “Taş Plak”ta olmamakla beraber, TRT repertuarındadır.

***

ROMİKO “Gireson Milli Şarkısı” RT 17550
(ROMİKO HORON)

Heeey…Oy benim sevdiceğim
Balınan karışığım
Böyle mi sevdiceğim
Seninle konuşuğum
***
Leoza meldamiye
Ela ela Magdalena
İskefiye yedi bela
***
Heeey…Gökteki yıldızları
Sayarım elli elli
Şerefli Trabzon’u
Tapuladık besbelli
-Bağlantı-
Heeey…Birazacuk dar oldu
Zıpkamın bacakları
Sebep olanın bize de
Yıkılsın ocakları
-Bağlantı-
(Alaşoli! hooop…hop hop!)
***
Heeey…Yükledim sandalımı
Taktım küreklerimi
Yakar mısın bayanım da
Yanmış yüreklerimi
-Bağlantı-
(Kim ola! hooop…hop hop!)
***
Heeey…Duman duman üstüne
Ben de duman olayım
Aç da gel kollarını
Bayanım dolanayım
-Bağlantı-
***
Heeey…kalk gidelim gidelim
Aldı duman dağları
Kurudu dudaklarım da
Ben yalvarı yalvarı
(Kim ola! hooop…hop hop!)
-Bağlantı-
***
Heeey…Oy duman kara duman
Yol ver güneşi yansın
Hop…hop…hop…
Seven seveni alsın
-Bağlantı-
***
Açıklamalar:
1) Plak kapağında “Gireson Milli Şarkısı ROMİKO” şeklinde yazmaktadır. Merhumun bazı plaklarının kapaklarına bakıldığında, “Türküsü” yerine, her nedense “Şarkısı” ibaresine rastlıyoruz.
2) “Hop…hop…hop…” =M. Sırrı Öztürk; İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanı olduğu döneme ait olduğu sanılan bu türkünün bu kısmının “Emir ver İsmet Paşa” şeklinde olması gerekirken, plağa okunurken ya çekinildiğinden, ya da yasaklandığından olsa gerek, bir nevi sansür uygulanarak “Hop…hop…hop…”şekline dönüştürülmüş olabileceğini söylüyor.
3) Topal Osman Ağa konusunda olduğu gibi, Picoğlu Osman konusunda da yardımcı olarak, Sabah gazetesinin Pazar Keyfi (19 Mart 1995) ilavesinde Picoğlu ile ilgili bir yazı yayımlamasına katkıda bulunduğum gazeteci, araştırmacı, yazar değerli dostum Ergun Hiçyılmaz, yardımlarımızdan dolayı bizi şu sözlerle övüyor:
“Seyfullah Çiçek’in başta Giresun Dergisi olmak üzere hem Bicoğlu, hem de Topal Osman konusunda yaptığı araştırmaları da bir ‘sanatçı sorumluluğu’ addetmekteyim. İşte bu çalışmalar sırasında karanlıklara öylesine güzel ışıklar düşüyor ki…”
Hiçyılmaz, daha sonraki paragraflarda da yasakları şöyle eleştiriyor:
“Despotizmin sanatı sansüre prangaladığı yıllarda kemençenin sesi kesilmez. Kimi zaman Rum sevgilisiyle birleşmesi engellenen bir Karadeniz uşağını anlatır ama plaklarının çalınması yasaklanır.
Trabzon İskele Kahyası Havası ve Giresun Eşref Bey Şarkısı gibi zamana göre son derece ‘dik kafalı’ tarzı da ortaya koymaktan çekinmeyen ve kemençesine yasak getirmeyen Bicoğlu Osman, Amasra-Zonguldak arasında bir vapurda susmuştur (4 Haziran 1946). İsmet İnönü’nün ve kalın sansürün susturamadığı adamı ‘ince’ hastalık susturuyor… Şu işe bakın…”

Zıpka=Siyah şayaktan arkası körüklü, dar paçalı pantolon. Bugün Karadeniz’le ilgili halk oyunları ekiplerinde gördüğümüz pantolon.
Kuzguncuk Rum Kilisesi Zangoç’unun oğlu Bilego beyden aldığımız bilgilere göre;
Romiko (yazılışı “Romeiko”) = “Rumca Horon” anlamına geliyor.
Leoza meldamiye=M. Sırrı Öztürk, bağlantı kısmındaki bu mısranın (tabi bu mısrayı plaktan tam çözebildi isek) Rumca “Seni seviyorum” anlamına geldiğini söylüyor ise de, Bilego bey,“seni seviyorum”un karşılığının “s’ağapo” olduğunu, “leoza meldamiye” şeklinde bir tabire rastlamadığını…
“Ela ela Magdalena”nın ise, “Gel gel Magdalena” anlamına geldiğini söylüyor.
İskefiye yedi bela=İskefiye Trabzon’un bugünkü Çarşıbaşı ilçesinin eski adıdır.M. Sırrı Öztürk’e göre,o yıllarda İskefiye’de o kadar güzel Rum kızları varmış ki, güzellikleri başa bela (yedi bela) imiş.
Bu açıklamalardan sonra bağlantı kısmının Türkçe karşılığının şöyle olması gerekir diye düşünüyoruz:
“……………….(?)
Gel gel Magdalena
İskefiye yedi bela”
***

TAMZARA HAVASI
RT 17550
(TAMZARA)

Ah…Tamzara’nın üzümü
Dinle benim sözümü heeey… heeey…
Vallahi bırakırsam heeey… heeey…
Göremezsin yüzümü
Billahi terk edersem şeker yarim
Göremezsin yüzümü
***
Oy Tamzara’ya vardın mı
Kama bıçak aldın mı heeey…heeey…
Saldırmayı yedikçe heeey…heeey
Annem annem dedin mi?
***
Oy Giresun’un kızları
Fistan geyımaz fistan heeey… heeey…
Olmadı çıkamadım heeey…heeey…
Şu şerefli hapistan.

Açıklama:
Geyinmaz:Giyinmez
“Şu şerefli hapistan” mısrasını, Giresun tarih ve kültürü üzerine kayda değer araştırmalar yapan Emekli Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ekizoğlu, “Ozan Deyişleri ve Giresunlu Halk Ozanları” başlıklı yazısında şöyle yorumluyor:
“Başka yörelerin türkülerinde görülmeyen bir değişik seslenişten söz edeceğiz.Meşhur kemençe üstadımız PİCOĞLU’nun yaktığı bir türküdeki anlatım da başka hiçbir yerde yoktur.Piçoğlu’nun örnek türküsünü hatırlatalım:
‘………(falan yerin) kızları fistan giyinmez fistan.
Olmadı çıkamadım şu şerefli hapistan’
Yaşantısında ve türkülerinde cezaevini şerefli sayan bir yöreyi bulmak mümkün mü bilemiyorum.Ben hiç duymadım.Bizim ozanımız Picoğlu’nun neye dayanarak bu türküyü yakmış olduğuna şöyle bir göz atalım.
Suç işleyen bazı insanlar karıştıkları olay içinde haklı pozisyonda görülebilirler.Türküdeki gibi fistan giyinmeyen,yani hafif davranan,yılışan,kendini korumaya özen göstermeyen bir bayanın bazı hallerde başına bir kaza gelebilir.Böylesi bir olaya karışan kişinin de hapse düşmesi halinde artık onu çoğu kimse kınamayacak aksine haklı görebilecektir.Sen olsan ne yapardın arkadaş diyebilecektir.İşte böylesi çapkınlık olaylarından suçlu sayılanlar için cezaevi şerefli bir mekan olarak gösterilmekte, türküsü de söylenmektedir.”
M. Sırrı Öztürk ise, bu mısranın “Şu şerefsiz hapistan” şeklinde olması gerektiğini iddia ediyor
Kasetten defalarca dinlediğimiz bu türkünün bu mısrasını biz de, Sayın Ekizoğlu gibi algıladık.Bize göre Sayın Ekizoğlu, türkünün bu kıtasını çok güzel yorumlamış.
***




KAYNAKLAR:

A)YAZILI KAYNAKLAR

*Ayhan Yüksel, “Piçoğlu Osman ve Notlar”, Yeni Aksu Dergisi, sayı: 7 (Temmuz1986), s. 24-25.
*Prof. Dr. Bahaeddin Ögel, Türk Kültür Tarihine Giriş, IX, İstanbul 1987.
*Emin Önder, “Kemençecilerin Lideri Bicoğlu Osman Gökçe”, Karadeniz Postası, 12 Temmuz 2005.
*Ergun Hiçyılmaz, Sabah Gazetesi Pazar Keyfi ilavesi,19 Mart 1995, s. 27.
*Prof. Dr. Halil Yüksel, Şundan Bundan, İstanbul, 1982.
*Hasan Âli Yücel, Dinle Benden, İstanbul 1960.
*Hayrettin Günay “Kemençemin Üstüne”, Görele Lisesi Dergisi, sayı: 15 (Eylül-Ekim-Kasım 1997), s.7-10.
________, “Ataman’ın Giresun Anıları”, I, Yeşilgiresun, 22 Nisan 2006,
*Kadir Mısıroğlu, Ali Şükrü Bey, İstanbul 1978.
*M. Şakir Sarıbayraktaroğlu, Osman Ağa ve Giresun Uşakları Konuşuyor, İstanbul 1975.
*Mehmet Ekizoğlu (Em.Cum.Savc.),Ozan Deyişleri ve Giresunlu Halk Ozanları,Giresun Dergisi,Yıl:12,Sayı:132 (Ocak 1999),s.44-46.
*Doç. Dr. Muharrem Ulusoy, “Karadenizli Bir Şairin (Bicoğlu Osman) Öyküsü”, Zaman Gazetesi, (29-31 Ocak, 1-2 Şubat 1997).
*Mustafa Duman, Kemençemin Telleri, İstanbul 2004.
*Seyfullah Çiçek-Sadi Kaya-Ayhan Yüksel, Cumhuriyetin 80. Yılında Görele Kültür Sanat Sempozyumu, İstanbul 2005.
*Şadi Cındık, “Almanya Mektubu-Piçoğlu Osman Üzerine”, Görele Lisesi Dergisi, sayı: 14 (Temmuz 1997), s.27-29.
*Şemsettin Sami, Kamus’ı Türki (Temel Türkçe Sözlük),IV, İstanbul 1991.
*TRT İstanbul Radyosu THM Arşivi

B)SÖZEL KAYNAKLAR

*Abbas Namazcı, Daylı köyünden komşusu
*Ahmet Bektaşoğlu, Daylı köyünden komşusu
*Biledo bey, Kuzguncuk Rum Kilisesi Zangoç’unun oğlu.
*Colombia Plak Şirketine ait 4 adet “Taş Plak”
*Enver Tepe, Tirebolulu, 1934 doğumlu
*Esma Gökçe, Piçoğlu Osman’ın kızı, 6.10.1923 doğumlu
*Harika Plakçılık Arşivi: Piçoğlu Osman-Ferhat Özyakuboğlu kasetleri
*Harun Yöndem,1952 Görele doğumlu.TRT eski spikerlerinden,Organizatör
*Hayrettin Çolakoğlu, Görele eşrafından
*İbrahim Melikoğlu, Giresunlu, öğretmen
*İsa Kara, Bayrampaşa Giresunlular Derneği Yöneticisi fotoğraf arşivi ve nüfus kayıtları
*M. Sırrı Öztürk, İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuarı Emekli Öğretim Görevlisi, kemençe sanatçısı
*SalihGökçe,Daylı köyünden akrabası
***

TEŞEKKÜR

Sitemizde özetlenmiş olarak tefrikası yayınlanan “Kemençenin Ordinaryüsü PİCOĞLU OSMAN” adlı kitabımızı, “Demokles’in kılıcı” gibi başımıza dikilip,adeta kafamıza vura vura 15 günlük çok kısa bir zaman dilimi içinde kaleme aldırarak bize en büyük teşviki sağlamış olan kardeşten de öte can dostum,köylüm,Görele Dernekler Birliği Onursal Başkanı İnş.Müh.Sayın Şadi KAYA’ya…
Değerli teşvikleriyle bizi yüreklendiren,bu meyanda anlamlı bir “Sunuş” yazısıyla da onurlandıran Göreleli hemşehrimiz İstanbul Milletvekili Sayın Hüseyin BESLİ’ye…
Görele Dernekler Birliği adına GDB Başkanı Sayın Birol KARDAŞ’a ve GDB bünyesinde yer alan derneklerin başkan ve yöneticilerine…
Kapak dizaynını yapan Çağdaş Film ve Matbaacılık’ın sahibi değerli hemşehrimiz Sayın Rubil BESLİ’ye…
Melisa Matbaacılık’a…
Belge ve bilgi sağlayan,eserlerinden yararlandığım “Kaynakça”da adı geçenlere…(Hayatta olmayanlara da ayrıca Allah’tan rahmet dilerim.)
Ve sponsor olarak kitabımızın “TEŞEKKÜR” hanesine isimlerini yazdıran 15 hemşehrimizden,şu ana kadar vaadlerini yerine getirerek kitabımızın dizgi,mizampaj,basım vs. masraflarına katkıda bulunan (Alfabetik sıraya göre)aşağıda isimleri bulunan 10 hemşehrimiz;
İşadamı (Geyikli İşkembe) Sayın Adil RESULOĞLU’na
Beykoz Belediye Başkan Yardımcısı Sayın Ali BİLİR’e
Atıl Aydınlatma San.Ltd.Şti.ne
İşadamı (Hızarcıoğlu Mobilya) Sayın Bahtiyar HIZARCIOĞLU’na
İşadamı (Tek Şapka) Sayın Cemal TEK’e
İşadamı Elk.Müh.Sayın Çınar ÇETİNKAYA’ya
İşadamı (İmzalı Otomotiv) Sayın Dursun İMZALI’ya
İşadamı (Erguvan Yapım) Sayın Harun Yöndem’e
İşadamı (Pide Ban) Sayın Hayati KAPTANOĞLU’na
Serbest Mali Müşavir Sayın Mehmet KUĞU’ya
Ayrı ayrı teşekkür ederim.


Seyfullah ÇİÇEK
Bu yazı 31013 defa okunmuştur.
Yazıyı Paylaş:


Yorumlar
» YETER ARTIK
SAYIN HOCAM PİCOĞLU OSMANI VE ESERLERİNİ ÇOK GÜZEL KISA VE ÖZ BİR ŞEKİLDE YAZINA YANSITMIŞSIN.ANCAK BİR KORKUM VAR.SANAT ( ESER,BESTE) HIRSIZLARI BUGÜN YARIN ÇIKARLAR GÖZÜMÜZÜN İÇİNE BAKA BAKA GÜFTESİNİ DEĞİŞTİRİP BENİM ESERİM DİYEREK PİYASAYA SÜRERLER.BİZİM KENDİNİ BİLMEZ TV LERİMİZ DE BU ESERLERİ SABAH AKŞAM YAYINLARLAR.BU KONUDA CANLI ÖRNEKLER ÇOK VAR.MESELA İSMAİL TÜRÜT KATİP ŞADİ NİN "AYŞEM" TÜRKÜSÜNÜN GÜFTESİNİ DEĞİŞTİREREK "DEPREM" TÜRKÜSÜNÜ YAPIYOR.ŞİMDİ İSE YILLARIN "ÇAVUŞLU DİYE DİYE" TÜRKÜSÜNÜN GÜFTESİNİ DEĞİŞTİREREK TELEVİZYONLARDA CİRİT ATIYORLAR.BU AKŞAM MAVİ KARADENİZ TV DE UĞURLU DAKİKALARDA ÖZGÜR KARADUMAN TARAFINDAN SÖYLENEN GENÇLİK MACERASI ADLI ŞARKI TAMAMEN ÇAVUŞLU DİYE DİYE NİN AYNISI İDİ.BURADAN SİZİN KÖŞENİZDEN SAYIN UĞUR BİLGİ YEDE SESLENELİM.BU SANAT HIRSIZI İNSANLARIN OYUNUNA ALET OLMA.KENDİNİ VE SENİN KENDİ İÇİNDEN ÇIKAN SAYGIDEĞER SANATCILARA VE ESERLERE GEREKEN SAYGIYI GÖSTER.
··· 21/02/2007 20:28, GAZİ
» Çok doğru söylüyorsun Sevgili Gazi Kardeşim
Tam da yarama bastın sevgili Gazi kardeşim.Bu kendini birşey sanan sanatçı müsveddelerine haddini öyle ya da böyle bildirmek gerek.Ama nerdeee?...Eğer bu tipler Mavi Karadeniz'lere kadar çıkıp icrayı sanat eyliyorlarsa..Bizim zat-ı muhteremlerimiz bir ton para sayıp eğer bunları Kümbetlere,Bektaşlara,Aksu Şenliklerine davet ediyorlarsa biz burada boşuna nefes tüketiyoruz demektir.Ama yine de senin,benim gibi bir avuç duyarlı insan gücümüz yettiğince bu tiplerle mücadeleye devam edeceğiz.Meydanı bu mahlukata bırakmak yok!Picoğlu'nun türkülerinin tümünü öyküleriyle birlikte vermemin bir nedeni de,bundan sonra olması muhtemel hırsızlık vakalarında duyarlı okurlarımın bu yazımı belge olarak bu tiplerin gözlerinin içine sokmaları içindir.En derin sevgilerimle...
··· 22/02/2007 14:17, Seyfullah ÇİÇEK
» ELLERİNE SAĞLIK HOCAM
Sayın Hocam; İnternetten bilgi devşirmek amacı ile bazen giriyor ve aklıma gelen isimleri sorguluyordum. Rahmetli Osman Ağa' yı sorgularken karşılaştığım Abdulllah ÇATLI benzetmesine üzüldüm. Kullanılan üslup dolayısıyla. Buna şu anlamı vermek istiyorum. Memleketimizde Vatanını sevmek isteyenleri tıstırmak isteyen bir takım aydın (!)geçinen ne olduğu belli olmayan kişilerin oyunu diye bakıyorum. Osman Ağa hep kafamı karıştırır durur. Ali Şükrü Paşa kimdir derim. 50 yaşımda öğrendim Ali Şükrü Bey'i özür dilerim. Sizler gibi araştırmacı yazarlarda olmasa bizler televole kültürü ile geçinip gidiyoruz işte(!). Sizlere ve sizin gibi araştırmacılara sonsuz saygılar. Müsaadelerinizle ellerinizden öperim.
··· 01/03/2007 03:18, KEMAL ÖKSÜZ
» görele ve horon
kemençenin beşiği göreleye kemençe tarihinin unutulmaz kahramanı bicoğlu osmanın haytını ve eserlerini bu kadar kaliteli ve kapsamlı biçimde tanıttığınız için teşekkürlerimi arz ederim benim gibi gençlere bu gibi büyük şahsiyetleri tanıttmaya devam etmeniz dileğiyle saygılarımla bir ricada bulunmak istiyorum birde tuzcu oğlu ve tuzcuu horonuyla ilğili araştırma yapa bilirmisiniz ben ve benim gibi arkadaşları aydınlatırsanız sevinirim unutulmuş değerleri yaşatmak adına size minnettar oluruz çalışmalarınızda başarılar
··· 04/03/2007 01:02, murat
» PİCOĞLU OSMAN
Sevgili Dostum bu çalışmalarından dolayı seni candan kutluyorum.Başarılarının devamını diliyorum
··· 08/03/2007 16:03, HÜSEYİN ÇAKICI
» Mest oldum
Sayın ÇİÇEK Hazırlamış olduğunuz bu yazı ile mest oldum.Piçoğlu Osman,benim 60 lı yıllarda çocukluğumda zevkle dinlediğim değerli bir sanatcıdır.Onun sesi,onun kemençesi,hele hele o hoopp hoopp ları hala kulaklarımda çınlıyor.bu değerli zatın sesiyle bir cd hazırlanırsa veye onun sesini yerel tv lerden duyarsam cok daha mutlu olacağım. Sunumunuz için tebrik ederim.güzel bir çalışma.
··· 09/03/2007 00:47, Arif Emir
» yaptığınız47.alay araştırması için teşekkürler
seyfullah bey yapmış olduğunuz topal osman ve 47.alay araştırmanızı çok beğendim ve sizden bir ricam olacak acaba 47 alay askerlerinden gazi olanların isimlerin nasıl bulabilirim bu konuda yardımlarınızı bekliyrum saygılarımla
··· 14/03/2007 00:22, lokman kacar
» 47.Alay Gazileri
Sevgili Lokman Kacar kardeşim,öncelikle övgüleriniz için teşekkür ederim.Bir araştırma,ne kadar çok ve doğru kaynaktan yararlanılarak yapılırsa,değeri de o oranda artar.Osman Ağa konusunda,yaşayan araştırmacılar arasında benim bildiğim dört isim önereceğim size:Erden Menteşeoğlu,Ahmet Gürsoy,Ayhan Yüksel ve H.Mümtaz Beyazıtlıoğlu.Ayhan Yüksel İstanbul'da,diğerleri ise Giresun'da ikamet etmektedir.Bu çok değerli araştırmacı-yazar dostlarımın size bu konuda daha ayrıntılı bilgi verebileceklerini umuyorum.Ben aynı zamanda kamu görevlisi olduğum için,zamanım çok kısıtlı.Sağlık ve mutluluk dileklerimle.
··· 14/03/2007 10:43, Seyfullah ÇİÇEK
» hüzünlü
bu türküler insanı hüzünlendiriyor .ne mutlu bize bçyle eserlerimiz var:)
··· 16/03/2007 16:50, ceyda
» saannneee
yha bn sizin dediginizden değilde turkulerden bahsetçmm..)))hoca ödev verdi turkuyu buldum hıkayesi yok bir tek trabzon yöresinde war hanı bisim giresunun yöresine ait bir öykuu bende istiyommm))))giresunlu olmak suç dilki neden trabzonun war bir tekde giresununn yok Allah Allah yaa...)))))
··· 02/05/2007 00:01, hüseyin
» ATMA HAKKI
ARKADASLAR ATMA HAKKI SARKISINI KIM SOYLUYORRRRRR
··· 13/05/2007 17:09, TUNC
» saygılarımla teşekkürler
seyfullah bey attığım e maile karşılık verdiğiniz için teşekkür eder ellerinizinden öperim. başarılarınızın devamını dilerim
··· 22/05/2007 04:35, lokman kacar
» yöresel cümlelerin anlamları.
Trabzon şarkısı " Fadime" burada yamış olduğunuz, "Anamayasun beni" yorumuna katkı yapmak istiyorum. beşikdüzüne bağlı boz lu köyündenim. bua ibareler burada hala kullanılır. ben de bu şarkıyı defalarca dinledim. Burada söylenen "e na vay olsun beni" dir yani e ne vay olsun beni diye açarsak "ne" bizim yörede "çok" anlamındadır yani "ne hızlı araba" denilince "çok hızlı araba" anlaşılır. Tekrar "e ne vay olsun beni" yorumuna gelecek olursak bana çok yazık, bana çok üzüzlün anlamındadır. Hatta ninem çok sık vay olsun bana tabirini çok kullanırdı. "e na vay olsun beni" cümlesi söylemde " e navay olsun beni " şeklinde söylenir. diğer bir yorum, benim çokça dinlediğime göre aynı türküde "motor geliyor motor" yerine " vapur geliyor vapur" olmalı, diğer biryorum, "sen git de ablan gelsin" yerine, "sen git de kızın gelsin" olmalı Tamzara türküsünde ise " oy G,resunun kızları Fistan geyilar fistan" yani fistan giyerler fistan olmalı. tüm bu yazdıklarım affınıza sığınarak bu parçaları çok dinleyen biri olarak yaptığım yorumlardır saygılarımla hasan zengin hzengin2005@gmail.com
··· 14/09/2007 16:01, hasan zengin
» harika
çok güzel bir parça
··· 02/11/2007 23:09, gamze
» KAYIP TÜRKÜLER
piçoğlu osmanın hiç söylenmeyen bir türküsü var gemi geldi bağrıyor kaymakamı çağrıyor kaymakamın hanımı ah edip ağlıyor diye bu türkü hiç bir yerde ne söyleniyor nede yazılıyor
··· 28/11/2007 11:57, M SEMİZ
» dogrudur
sevgılı hocam herseyden bukadar bahsetmıssınız ama bı osman aganın turkusunu koymamıssınız bunu arıyorum ama bıturlu bulamıyorum yardımızı beklıyorum tesekkur ederım...
··· 03/12/2007 01:22, gökay
» kayıp türküler
sayın M SEMİZ kardeşim yanılmıyorsam değerli üstad KATİP ŞADİ
··· 30/12/2007 18:44, usta
» KAYIP TÜRKÜLER
sayım M SEMİZ kardeşim yanılmıyorsam değerli üstad KATİP ŞADİ bu bahsettiğin türküyü söylüyor adı da kaymakam havası olarak geçiyor youtube da bulabileceğini sanıyorum saygılar...
··· 30/12/2007 18:46, USTA
» brawo
çok güzel olmuş ellerinize sağlık
··· 05/01/2008 17:58, ????????
» türkümüz
ben karadenizin tüm türkülerini severim özellikle picoğlunun
··· 15/02/2008 22:29, onbaşı
» trabzon türkülerinin öyküleri
çok uzun
··· 15/04/2008 20:29, ilayda
» ZENGİN
PİCOĞLU OSMAN'ıKemençenin ve yerel türkülerin ve kültürün babası olarak tanıdık. Halen dinliyoruz. Yeni sanatçılar başka enstrumanlar katarak kemençenin sanatsal folklorik ve tarihsel işlevini kaybetmektedirler. Yenilik yaptıklarını sanan bazı sanatçılar kemençe ve folklor kültürünü yok ettikelerinin farkına varmalıdırlar.kemençe ve folklorun değişmez adresi GÖRELE'ye selam ve saygılar sunarım. kemençe özelliğini bozmayan, picoğlu Osman kuşağının devamını sağalyan Katip ŞADİ'ye selam olsun. Hüseyin Bıçak da çok sevdiğim bölgenin özelliğini kendisnde toplayan çok iyi bir sanatçıdır. keşke başka enstuman kullanmadan katip Şadi ve öcekilerin devamı olsaydı. Ona bu yakışır. Zaten Hüseyi Bıçak'ın Picoğlu Osman ve Katip Şdilerin nizinde başlamıştı. Enstruman kemençeyi bozuyor. kemençe kendi başına Karadareniz Kültürünü yansıtan bir çalgıdır. kemençe üstadalrı bu özelliği korurlarsa kültüre daha iyi hizmet etmiş olurlar. Sevgili Sait UÇAR da çok iyi bir noktadan başaldı ancak o da başka enstrumanalrla kemençe kültürünün bozulmasına yol açtı. Dileğm o ki sanatçı olarak çok sevdiğim Sait Uçar da kemençenin özüne dönerek türkülerini folklörümüzle birleştirir. Saygı ve sevgilerimle... Prof. Dr. Hilmi ZENGİN
··· 10/08/2008 01:01, Hilmi
» kral
bu yazı için teşekkürler piçoğlu harika
··· 18/09/2008 17:04, ahmet
» yardım
göreleden al da gel bakır ilistirini koca diyemi aldın..... devam eden türkü kime ait ve sözleri nedir yardımsı olurmusunuz.
··· 23/10/2008 18:04, cengiz
» riye
nolurrrrrr bana rizeye ait türkü ve türkünün öyküsünü bulup gönderin nolurrrrrrrrr
··· 02/11/2008 19:22, ayşe
» sevgilerle
çok güzel bir proğrammdır sevinç ayda varsa orda dahaada güzeldir ben sevincin halasınınoğlunun oğluyumumut
··· 07/12/2008 13:09, mehmet imar
» yasemin
lütfen altın yüzük var benim türküsünün hikayesini bilen varsa lütfen bana söyleyebilirmi
··· 22/12/2008 19:53, yosh
» saygıyla anıyorum
böyle bi insan dünyaya bidaha gelmez.Ama katip şadide bi okadar değerlidir.kıymetini bilelim
··· 11/05/2009 16:34, eynesilli
» harun yondem
benım ıcın emmogluyu calarmısın ferdı tayfurdan thank you so much
··· 07/01/2010 03:33, hacer inci
» yazik
Ben Trabzon carsibasindan can Gezmis 1973 yilinda almanyaya geldim.6 yasimdan bu yana müzikle ugrasirim.degisik büyük üstadlara saz caldim müzige olan saygimdan biryerlere gelme pesinde olmadim.samatci olmak benim icin ayri bir olay duygu,his ve yetenek olayidir.yukaridaki yorumlarda okudugum icin bu yaziyi yazma ihtiyaci duydum.picoglu osmanin yorumu yapilinca ister istemez duygulandim. Bugün, bir picogluosmanin eline su dökecek bir sanatci parmakla gösterilecek kadar az diyebilirim. ben müzigi bilen biri olarak konusuyorum.zamanin sanatciyim diye gecinenleri sanatin S harfini bile bilmiyorlar.Ben bunu sanatciyim diye gecinenler icin söylüyorum gercek sanatcilarimiza sözüm yok sözüm hak etmedigi halde bulundugu konumda olanlarasözü fazla uzatmak istemiyorum söylenecek cok sey var saygilarimla basarilar.
··· 28/01/2010 02:24, can gezmis
» piç oğlu
istanbulda trabzonlu biri var picoğlunun bütün taş plakları var elinde ayrıca sponsor olup kitabını bastırmış ustamızın giresunlular sadece konuşurken adam icraat yapmış yakında piconun evini müzeye çevirip enin önünede heykelini yaptıracakmış çalışmalarını tamamlayıp picoğlunu dünyaya tanıtacakmış bu trabzonlu mehmet yazıcıoğlunu tanıyanınız varmı ???
··· 12/05/2010 17:22, samet canoğlu
» İSMET PAŞA HAKKINDA
Ben bu türkünün orijinalını 1947 veya 1948 senesinde plağından dinledim. O plakta; Bözler "Hop hop" şeklinde değil "İzin ver İsmet Paşa Şa, Seven seveni alsın" şeklinde idi. Bu durumu belirtmek isterim.
··· 13/10/2010 05:53, Mustafa Göbeloğlu
» piçoğlupiç hayatı
ben piçoğlu piç çok güzel şarkılar üretmiş
··· 09/11/2010 15:21, aslı karahan
» yorumumn
çok güzel bişey.inanılmaz
··· 10/11/2010 22:04, sarışın
» samet canoğluna
valla yapmış olduğum araştırmalara göre bahsettiğiniz mehmet yazıcı oğlunun fatihte kendine ait kemençe kursu varmıştelefon numarası 0542 KEMENCE tuşlayarak ulaşabiliniyormuş?
··· 24/10/2011 21:43, göreleli
» Romiko Horon üzerine
Sevgili dostum Sayın Seyfullah Çiçek öncelikle kitabınıza hasbelkader yazılı ve sözlü kaynak verdiğim için,özellikle büyük üstadın yaşamına bir zerre katkıda bulunabildiysem kendimi mutlu addederim.Yöre insanının yaşamını araştırmak ve türkülerin sözlerini doğru yorumlayabilmek için yöre kültürünü bilmenin yanında o kültürü bizzat yaşamak ta gerekir.Benim göbeğim o kültür yaşamının içinde kanadı.Yıllardır o türkülerle haşır neşir oldum.Neyse gelgelelim Romikonun son dörtlüğündeki ilk mısraya.Orayı lütfen tekrar tekrar dinleyin.O ilk mısra'Oy duman kara duman'değil de,çok kızdığı zaman büyük anamın bana bir nevi kızma ve usanç ifadesi olan'KARINAĞRISI'nınYöresel ağızla söyleniş biçimi olan ve yüksek köylerde yaşlılar tarafından nadiren de olsa halen kullanılan'KAĞNARISICA'sözcüğüdür..Yani büyük üstat burada dumana güneşle arasından çekilmesi için sitemde bulunuyor.Kağnağrısıca duman,yolver günei yansın'.
··· 13/03/2012 16:46, ibrahim MELİKOĞLU

Bu yazıya yorum eklemek için aşağıdaki formu doldurup gönderiniz.

Adınız:
Başlık:
Yorumunuz:



Görfed, Çöp Tesisinden Rahatsız.


Cavusluya Cop Tesisi, Goreleye PKK kampi yapilmali...


Madem Güzel Olacak, Giresun'a Yapılsın!


SAĞLI- SOLLU GİRİŞİRİM


GÖRELE KEMENÇE VE HORAN GÜNLERİ


HİCİV EDEBİYATI VE TAŞLAMALARIMDAN BİR DEMET


Yeni Dönem Çalışmaları


Bize Zihniyet Devrimi Gerekli...


LÂİN ŞEYTAN


GÖRELE'DEN BİR AİLE TARİHİ


Van Depremi Üzerine...


Borcu Bile Yapılandıramadılar


Tebrikler Tirebolu...


Dilan, ‘Gözyaşım mektupta pul deyi yazmış’


KANLI SİYASET !


NEREYE GİDİYORUZ?


Bizden Bir Köşe: Kırım


Üyelik  |  Bize Ulaşın  |  Künye  |  Reklam  |  Kullanım Şartları  |  Yayın İlkelerimiz  |  Gizlilik Politikası



gorele.gen.tr © 2000 - 2011 · Bütün hakları saklıdır
Web sitemizde yayınlanan haber, makale, fotoğraf ve tanıtıcı bilgiler izin alınmadan kopyalanamaz.